HAKARET SUÇU VE ENGELLİLİK: AYRIMCI SÖYLEMLERİN HUKUKİ SONUÇLARI
- sifirengel
- 25 Mar
- 1 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 26 Mar

Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesine göre, bir kişiyi küçük düşüren, onurunu kıran veya aşağılayan sözler söylemek hakaret suçu sayılır. Bu düzenleme, mağdurun kamuoyu önündeki itibarını korumayı ve bireylerin kişisel onurunu ve saygınlığını güvence altına almayı amaçlar.
Engelli bireyleri hedef alan ve onların fiziksel veya zihinsel durumlarını küçültücü nitelikte olan ifadeler de, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında hakaret suçunu oluşturmaktadır. Bir kişinin engeline doğrudan vurgu yapmak dahi hukuki sorumluluk doğurur. Örneğin, görme engelli bir kişiye "Sen zaten körsün, önünü bile göremezsin" şeklinde sözler söylemek, işitme engelli bir bireye "sağır”, ortopedik engelli bireye "topal, çolak”, zihinsel engelli bireye "Salak, akılsız, kafasız, embesil" gibi hitaplarda bulunmak engelli bireyi küçümseyici ve onur kırıcı nitelikte olduğu için cezalandırılabilir. Bu tür söylemler, doğrudan bireyin engel durumunu hedef aldığı ve onu küçük düşürdüğü için TCK 125. madde kapsamında hukuki yaptırıma tabidir. Bu suçun cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır.
Hukuki düzenlemeler, bireylerin onur ve saygınlığını korumakta, bu ilkeye aykırı söylemleri ve davranışları cezalandırmaktadır. Bu doğrultuda, engellilerin engellerini ayrıştırarak, ötekileştirici ve dışlayıcı bir unsur olarak kullanılmasından kaçınılmalı ve bu anlayış yalnızca yasal bir yükümlülük olarak değil, aynı zamanda etik bir sorumluluk olarak değerlendirilmelidir.


Yorumlar